Evlilik telaşına son! Martha Stewart Weddings geliyor...
balayı, düğün, evlilik, hayat cadısı, marka cadısı, martha stewart weddings, pratik cadı30 Mart 2011 Çarşamba
Komple meyvelerden bir pasta... Karayiplerde muhteşem bir balayı.. Pembe ve morun en güzel hallerinden göz kamaştırıcı bir buket...
Bir gelinin hayalindeki herşey... A’dan Z’ye evliliğe adım adım giden yolda hayatınıza renk verecek bir dergi Martha Stewart Weddings Türkiye’ye geliyor yaşasınnnn...Üstelik Nisan’da...
Martha Stewart Weddings evlilik telaşındaki biricik çiftlere bu özel günlerini özgünleştirmeleri konusunda muhteşem bir yardımcı... O meşhur uçurucu teklif gününden balayına ilişkin her tür detayı kapsayan güzel ve yaratıcı fikirler var. Yaşasınnnn....Internet sitesine de bayıldımmm bayıldımmm...
*Tüm görseller internet sitesinden alınmıştır.
Seni herşeyden çok seven hayatcadın...
aşk, doğum günü, hayat arkadaşı, hayat cadısı, kocam, sevgi3 Mart 2011 Perşembe
Bugün benim hayatımın en güzel günlerinden birisi... Çünkü yaşamıma anlam verenler arasında biricik sevgili kocamın doğduğu gün.
İnsan sevdikleri için yaşar...En azından benim insandan saydıklarım :)
İşte ben de böyle birisiyim... Her gün yaşamın bana verdiklerine şükreder iyi ki sevdiklerim var derim...
Çok klişe şeyler yazmak istemiyorum çünkü ne olursa olsun klişeler olmadan sevgi olmaz.. Ama hepsi teeek teeekkk kalbimde... Ben bugün varım yarın yokum ama o klişeler hep kalbimde ve hep sana emanet... Beni her halimle sevdiğin için seni herşeyden çok seviyorum...
Upuzuuuunnn bir ömür, ömür dolusu sevgi yumağı ve nice uzun yıllar içerisinde evimizden taşan kahkahalarla her gün, her gün seni daha fazla sevmek istiyorum. Yaşamıma anlam verdiğin için teşekkür ederim sevgili kocammmm.... İyi ki doğdun, iyi ki varsın, iyi ki kocamsınnnn :)
Seni herşeyden çok seven hayatcadın...
Hayat çok kısa...doyasıya yaşa...Pozitif yaşa...Bıdı bıdı bıdı....
defne joy, hayat, hayat cadısı, kahpe hayatHep bu lafları çok duyarız. Evet kabul hayat çok kısa...Hep yarın ölcekmiş gibi yaşa...Pozitif düşün falan filannnnn...
Sanırım en büyük şokları çevremizdekilerde gördüğümüzde yaşıyoruz...Ne okursak okuyalım, ne duyarsak duyalım ancak bir yakınımız ölürse hayat bize Dannnnnkkkkk ediyor...Üstelik çok da gençse...Bugün okuduğum haberler bana bunu öğretti ve hayat tekrar dannnk etti....
Günü yaşarken ben yine de hatırlatim dedimmmm sizlere de...Sevgiyle yaşayın her anı mutlulukla yaşayın...Doyasıya yaşayın çünkü bu kahpe hayat gerçekten çoookkk kısa ve boşşşş....
Biraz cesaret, biraz istek ve hayat emrinizde...
Ve huzur içinde uyu Sevgili Defne Joy...
Hakkını helal et 2010! Seninle olmak güzeldi...
2010, 2011, hayat cadısı, sevgi, yeni yıl, yeni yıl mesajı31 Aralık 2010 Cuma
Yeni yepyeni bir yıl beni tüm sevdiklerimi bekliyor...Peki 2010'un bana kazandırdığı güzelliklerden birisi olan değerli arkadaşımın dediği gibi gerçekten yenilikleri beklemek için o bir geceyi atlamak mı gerekiyor?
Ben 2010'da bunu yapmadım ve 2011'de de yapmayacağım....
2010 bana çok şeyler kazandırdı. Blog'umu açtım, bu sene de dostlarımın arasına yeni dostlar kattım! Paylaştığım sevgiyi katladım... Yeni bir işim vardı, ona dört elle sarıldım ve hayallerime biraz daha yaklaşacağıma her geçen gün inandım...
Kendimi biraz daha yakından tanıdımmmm evet ben tam bir cadıyımmmm bunu anladımmmm :) Buna rağmen kendimi ve sevdiklerimi daha çok sevmeye başladım...
2011'de beni neler bekler? :))
22 Aralık 2010 Çarşamba
yeni bir aşk ve yeni bir işşşşşşş...ikisi de bol paralı :)
En şirin robot arkadaşşşş...Nabaztag...
hayat arkadaşı, hayat cadısı, marka cadısı, nabaztag, robot arkadaş10 Aralık 2010 Cuma
Bayıldım bayıldımmmmm...Türkiye'de henüz satışa sunuldu mu bilmiyorum ama satılır satılmaz alacağım o kesinnnnn :)
Kendi sitesi aşağıdaki gibi. Amazon'da buldum şimdilik 50$
civarında...
Kısaca kendisi bir Wi-Fi tavşan. Kulakları TV anteni gibi olan tavşancıkın marifetleri saymakla bitmez. e-posta ve cep telefonu mesajları okuyor, birçok farklı dilde ayarlayabiliyorsunuz, borsadaki gelişmeleri rapor edip, trafik, yol ve hava durumunu bildiriyor.
Ayrıca kulaklarını oynatarak şarkı söyleyebiliyor. Mesela twitter'ınızla adapte edip tweet geldiğinde kulaklarını oynatsın diyebiliyorsunuz...Amacı biraz eğlence biraz da hayatı kolaylaştırmak...
www.nabaztag.com (mutlaka videosunu izleyin!!!!)
Kendisi de çokkk ama çokk şeker...
Kendi sitesi aşağıdaki gibi. Amazon'da buldum şimdilik 50$
civarında...
Kısaca kendisi bir Wi-Fi tavşan. Kulakları TV anteni gibi olan tavşancıkın marifetleri saymakla bitmez. e-posta ve cep telefonu mesajları okuyor, birçok farklı dilde ayarlayabiliyorsunuz, borsadaki gelişmeleri rapor edip, trafik, yol ve hava durumunu bildiriyor.
Ayrıca kulaklarını oynatarak şarkı söyleyebiliyor. Mesela twitter'ınızla adapte edip tweet geldiğinde kulaklarını oynatsın diyebiliyorsunuz...Amacı biraz eğlence biraz da hayatı kolaylaştırmak...
www.nabaztag.com (mutlaka videosunu izleyin!!!!)
Kendisi de çokkk ama çokk şeker...
Hayat gezmekle güzelde bu sefer Balkanlar...4- Saraybosna
balkanlar, bosna, gezi, hayat cadısı, saraybosna, seyahat, tur28 Kasım 2010 Pazar
Savaşın en acı hatıralarının birebir göründüğü yaşayan savaş şehri Saraybosna...Neden böyle başladım çünkü birçok binada halen savaşın izleri şarapnel ve kurşun izleri, bomba atılan yerlerde göçüklere şahit olabiliyorsunuz. Aynı zamanda şhrin kenarında bulunan dağların tepesi ev dolu, insanlar savaştan psikolojik olarak etkilendikleri için dağlara ev yapmışlar ve halen oralarda yaşıyorlar...
Her ne kadar bu manzara ile hüzünlensek de aslında şehir sizi yanıtlmasın çok güzel caddeleri de var. İlk olarak en güzel çarşısı olan Başçarşı'yı gezmeye başlıyoruz. Buralar tam Osmanlı şaheseri yerlerle dolu. Aynı zamanda küçük bir Kapalı Çarşı da diyebilirsiniz. Baştan söyleyeyim alacağınız çok orjinal birşey yok çünkü birçok şey İstanbul'la benzer...
Kurşunlu Medresesi, Hüsrev Bey Cami görebileceğiniz yerler arasında. Saraybosna çok enteresean bir yer bir yerde bakıyorsunuz csmi, bir yerde kilise ve bir yerde sinagog. Yani tüm dinlerin ibadet yerlerine burada rastlayabilirsiniz. Yani din dil ırk ne olursa olsun insanlar birarada baış içinde yaşamışlar ta ki savaşa kadar...Çarşı'da aynı zamanda bir çeşme var. Rivayete göre iki musluklu bu çeşmede soldan su içerseniz Bosna'ya bir daha gelirsiniz. Sağdan içerseniz hem bir daha gelirsiniz hem de bir Bosna'lı ile evlenirsiniz. Birbirinden güzel Boşnak kızlarını gören gezici ekibimizdeki erkekler pek tabi ki sağ tarafı tercih ettiler neyse... haksız da sayılmazlar gerçekten... :)
Başçarşı'da gezerken mutlaka sacda Boşnak böreği ve en güzel yemeği olan Cevapi'yi tatmayı unutmayın.
Boşnak böreği Buredzinica SAC'da yedik tavsiye ederim. Börek seçenekleri arasında biz en çok kıymalı ve peynirli-ısoanaklıyı beğendik tercih size kalmış. Cevapi ise yöresel köftesi, çok güzel yağlı bir ekmek arasında tuzlu kaymak ile servis ediliyor. Yanına da ayran ( katı yoğurt gibi geliyor biraz sulandırmak gerekebilir.) diyorsunuz ve karşınızda muhteşem lezzetttt...
İşte cevapi'nini muhteşem görüntüsü ve dayanamadan böreğe dalan ellerimiz....

Son olarak bizde derin hatıra bırakan ve savaşta ölenlerin anısına yanan ateşten bahsetmek istiyorum.
Her ne kadar bu manzara ile hüzünlensek de aslında şehir sizi yanıtlmasın çok güzel caddeleri de var. İlk olarak en güzel çarşısı olan Başçarşı'yı gezmeye başlıyoruz. Buralar tam Osmanlı şaheseri yerlerle dolu. Aynı zamanda küçük bir Kapalı Çarşı da diyebilirsiniz. Baştan söyleyeyim alacağınız çok orjinal birşey yok çünkü birçok şey İstanbul'la benzer...
Kurşunlu Medresesi, Hüsrev Bey Cami görebileceğiniz yerler arasında. Saraybosna çok enteresean bir yer bir yerde bakıyorsunuz csmi, bir yerde kilise ve bir yerde sinagog. Yani tüm dinlerin ibadet yerlerine burada rastlayabilirsiniz. Yani din dil ırk ne olursa olsun insanlar birarada baış içinde yaşamışlar ta ki savaşa kadar...Çarşı'da aynı zamanda bir çeşme var. Rivayete göre iki musluklu bu çeşmede soldan su içerseniz Bosna'ya bir daha gelirsiniz. Sağdan içerseniz hem bir daha gelirsiniz hem de bir Bosna'lı ile evlenirsiniz. Birbirinden güzel Boşnak kızlarını gören gezici ekibimizdeki erkekler pek tabi ki sağ tarafı tercih ettiler neyse... haksız da sayılmazlar gerçekten... :)
Başçarşı'da gezerken mutlaka sacda Boşnak böreği ve en güzel yemeği olan Cevapi'yi tatmayı unutmayın.
Boşnak böreği Buredzinica SAC'da yedik tavsiye ederim. Börek seçenekleri arasında biz en çok kıymalı ve peynirli-ısoanaklıyı beğendik tercih size kalmış. Cevapi ise yöresel köftesi, çok güzel yağlı bir ekmek arasında tuzlu kaymak ile servis ediliyor. Yanına da ayran ( katı yoğurt gibi geliyor biraz sulandırmak gerekebilir.) diyorsunuz ve karşınızda muhteşem lezzetttt...
İşte cevapi'nini muhteşem görüntüsü ve dayanamadan böreğe dalan ellerimiz....
Bu kadar bahisten sonra sanmayın ki Bosna renkli bir yer değil gece hayatı açısından oldukça renkli olmasıyla bizi çok şaşırttı diyebilirim. Özellikle Ferhadija caddesini gezmenizi mutlaka tavsiye ederim. Mağazalarıyla birlikte ufak bir Bağdat Caddesi havası var. Gece 11:00'den sonra barlarda herkese göre keyifli daikalar sizi bekliyor.
Biz City Pub, Havana ile Pirates'ı denedik. Oldukça keyifli yalnız çok kalabalık olabiliyor haberiniz olsun. Ve tabbi biralarını Sarajevsko'yu denemenizi tavsiye ederim...
| |
| İşte ben ve arkadaşım gecelere akarken :) |
Savaştan sonra bu ateşi ölenlerin anısına söndürmeme sözü vermiş halk. Arkamızda ise ölenlerin ismi yazıyor. Burayı ziyaret edip onları anmanız da hoş olur derim...
Hayat gezmekle güzelde bu sefer Balkanlar...3- Poçitel-Blagaj-Mostar
balkanlar, blagaj, gezi, hayat cadısı, hırvatistan, mostar, mostar köprüsü, poçitel, seyahat, turİlk olarak bütün tarihi dokusuyla korunan ve Türk Köyü olan Poçitel'i ziyaret ettik. Tüm taş evler korunmuş. Burada köylülerin sattığı nar, kuruyemiş ve kuru meyvelerden alıp afiyetle yiyebilirsiniz hepsi birbirinden güzel.
Daha sonra Blagaj bölgesi'ne geçtik. Burada Osmanlı ordularının arasında bulunanlar tarafından yapılan Blagaj Derviş Tekkesi'ne geçtik. Muhteşem dağlar önüne akan sular arasında süpper bir yer...
Tekkeyi ziyaret ederken 19 km'lik yeraltı nehri olan Buna resmen ağzınızın açık kalmasına sebep oluyor olağanüstü manzarası ve güzelliğiyle.
Sıra en çok heyecanlandığım yere geldi Mostar'a geçiyoruz.
Mimar Hayreddin tarafından 1557 yılında inşa eilden köprü tam bir Osmanlı mimarisi şaheseri. Zaten kendisi de Mimar Sinan'ın öğrencisiymiş. Yapmadan önce kendisinden öğütler almış. Önce küçük boyda bir denemesini yapmış sonra gerçeğini inşa etmiş.
93-95 Sırplarla olan savaşta Hırvat topçular tarafından yıkılan köprü Türkiye'nin büyük katkılarıyla 2004 yılında yeniden hizmete açılmıştır. Körü girişinde şarapnel parçası saplanmış bir kayada "Don't Forget93" yazısı göreceksiniz. (93 yılını unutma anlamına geliyor.) Bu da savaşın acı hatıralarını asla unutmamak gerektiğini her zaman size hissettiriyor.
İşte muhteşem eğlenceli ve uyumlu gezi sever arkadaşlarım ve işte Mostar Köprüsü...
Köprü üstünde mekanın yerlilerinden bazı cesur şahıslar para topluyorlar ve köprünün tepesinden suya atlıyorlar. Merak ediyorsanız biraz üstüne bekleyin bakalım atlayacak mı? Sevgili arkadaşım Çağrı sayesinde biz de atlayan birini izleyebildik :) ( Çağrı mı? Aramızda en babacan duran kişi tahmin edin bakayım :) Tamam sölim kel olan :) )
Burada güzelce Mostar sokaklarında takılın. Unutmadan söyleyeyim Hırvat şarapları oldukça uygun ve lezzetli, almayı unutmayın. Bu arada acı ama gerçek Türk kahvesi'nini sunumuna bayıldım yalnız hiç şeker atmıyorlar haberiniz olsun şeker yanında geliyor :)
Daha sonra Blagaj bölgesi'ne geçtik. Burada Osmanlı ordularının arasında bulunanlar tarafından yapılan Blagaj Derviş Tekkesi'ne geçtik. Muhteşem dağlar önüne akan sular arasında süpper bir yer...
Tekkeyi ziyaret ederken 19 km'lik yeraltı nehri olan Buna resmen ağzınızın açık kalmasına sebep oluyor olağanüstü manzarası ve güzelliğiyle.
Sıra en çok heyecanlandığım yere geldi Mostar'a geçiyoruz.
Mimar Hayreddin tarafından 1557 yılında inşa eilden köprü tam bir Osmanlı mimarisi şaheseri. Zaten kendisi de Mimar Sinan'ın öğrencisiymiş. Yapmadan önce kendisinden öğütler almış. Önce küçük boyda bir denemesini yapmış sonra gerçeğini inşa etmiş.
93-95 Sırplarla olan savaşta Hırvat topçular tarafından yıkılan köprü Türkiye'nin büyük katkılarıyla 2004 yılında yeniden hizmete açılmıştır. Körü girişinde şarapnel parçası saplanmış bir kayada "Don't Forget93" yazısı göreceksiniz. (93 yılını unutma anlamına geliyor.) Bu da savaşın acı hatıralarını asla unutmamak gerektiğini her zaman size hissettiriyor.
İşte muhteşem eğlenceli ve uyumlu gezi sever arkadaşlarım ve işte Mostar Köprüsü...
Köprü üstünde mekanın yerlilerinden bazı cesur şahıslar para topluyorlar ve köprünün tepesinden suya atlıyorlar. Merak ediyorsanız biraz üstüne bekleyin bakalım atlayacak mı? Sevgili arkadaşım Çağrı sayesinde biz de atlayan birini izleyebildik :) ( Çağrı mı? Aramızda en babacan duran kişi tahmin edin bakayım :) Tamam sölim kel olan :) )
Burada güzelce Mostar sokaklarında takılın. Unutmadan söyleyeyim Hırvat şarapları oldukça uygun ve lezzetli, almayı unutmayın. Bu arada acı ama gerçek Türk kahvesi'nini sunumuna bayıldım yalnız hiç şeker atmıyorlar haberiniz olsun şeker yanında geliyor :)
Hayat gezmekle güzelde bu sefer Balkanlar...2- Karadağ-Kotor-Budva
balkanlar, budva, gezi, hayat cadısı, karadağ, kotor, kotor körfezi, seyahat, st stefan, turBalkanlar gezimizin yeni ayağı Karadağ'da oldu...
Hırvatistan'dan buraya geçişte ülke değiştirdiğiniz için sınırda pasaport kontrolü var unutmayın. Biraz bekleyebilirsiniz haberiniz olsun :) ...
Ülkeye girişte sarp dağlar manzarası ve rehberimizin anlattığııı savaş anılarıyla keyifle yol aldık. Öneclikle Avrupa jet sosyetesinin uğrak yeri olan Kotor'a vardık. Kotor, Körfezi ve doğasıyla muhteşem ve şaşırtıcı bir manzaraya sahip.Özellikle Kotor'a yakşalırken sahil kenarında deniz üstünde ufak ufak birçok yanyana dubacık göreceksiniz...Onlar duba değillerrrrr...İstiridye ve midye çiftlikleri. Anladığınız üzere burada da deniz mahsulleri menuleri çok geniş ve biribirnden leziz alternatif var.
Balkanlar'ın en ünlü tatil merkezlerinden Budva'ya geçiyoruz.
Ayrıca burada yine bir old city (eski şehir merkezi) manzarası ile başbaşa olacaksınız. Bu da yine sokaklarında gezmek ve dolanmak demek...
Burada rehberimizin anlattığına göre insanlar özellikle dünyaca ünlü starlara o kadar saygılılarmış ki, kişi gelip tatilini bitirdikten ve ülkeyi terkettikten ancak sonra orada tatil yaptığını medya haber olarak yayınlarmış. Bundan dolayı dünyaca ünlü birçok star buraya gelmiş... Saygı gerçekten bizlerin de öğrenmesi gereken bir durum sanırım.
Burada beni en çok şaşırtan şey özel mülk olan ve bir tatil köyü olab St Stefan adası'ydı.
Veeee yemek molası yine harika pizzalar yedi..Tur grubunun bazıları da sahildeki balıkçıları tercih etti. Hepsini deneyebilirsiniz süpperlerdi çünkü...
Hırvatistan'dan buraya geçişte ülke değiştirdiğiniz için sınırda pasaport kontrolü var unutmayın. Biraz bekleyebilirsiniz haberiniz olsun :) ...
Ülkeye girişte sarp dağlar manzarası ve rehberimizin anlattığııı savaş anılarıyla keyifle yol aldık. Öneclikle Avrupa jet sosyetesinin uğrak yeri olan Kotor'a vardık. Kotor, Körfezi ve doğasıyla muhteşem ve şaşırtıcı bir manzaraya sahip.Özellikle Kotor'a yakşalırken sahil kenarında deniz üstünde ufak ufak birçok yanyana dubacık göreceksiniz...Onlar duba değillerrrrr...İstiridye ve midye çiftlikleri. Anladığınız üzere burada da deniz mahsulleri menuleri çok geniş ve biribirnden leziz alternatif var.
Balkanlar'ın en ünlü tatil merkezlerinden Budva'ya geçiyoruz.
Ayrıca burada yine bir old city (eski şehir merkezi) manzarası ile başbaşa olacaksınız. Bu da yine sokaklarında gezmek ve dolanmak demek...
Burada rehberimizin anlattığına göre insanlar özellikle dünyaca ünlü starlara o kadar saygılılarmış ki, kişi gelip tatilini bitirdikten ve ülkeyi terkettikten ancak sonra orada tatil yaptığını medya haber olarak yayınlarmış. Bundan dolayı dünyaca ünlü birçok star buraya gelmiş... Saygı gerçekten bizlerin de öğrenmesi gereken bir durum sanırım.
Burada beni en çok şaşırtan şey özel mülk olan ve bir tatil köyü olab St Stefan adası'ydı.
Veeee yemek molası yine harika pizzalar yedi..Tur grubunun bazıları da sahildeki balıkçıları tercih etti. Hepsini deneyebilirsiniz süpperlerdi çünkü...
Hayat gezmekle güzelde bu sefer Balkanlar...1 - Dubrovnik
balkanlar, dubrovnik, gezi, gezmek, hayat cadısı, hayat gezmekle güzel, seyahat, turSavaşın ortasında kalmış ve yeniden oluşmuş yerler...İşte başta Dubrovnik ve old city...
Turumuzun ilk günü Dubrovnik'in gecesiyle başladı...Hırvatistan'ın tatil şehri olan bu güzel yer 93-95 yıllarında Sırpal'ın saldırılarına maruz kalarak tabiri caizse yerle bir olmuş. Savaş sonrasında ise UNESCO tarafından Dünya Mirasları Listesi'ne alınarak yenilenmiş. Yenilenmiş derken yanlış anlaşılmasın aynen eski haline gelecek şekilde baştan başa restore edilmiş....
Old City yani yenilenen bu alana girmeden önce sizi dev surlar karşılıyor sanki her yerden bir atlı çıkacakmış gibi bu görüntü çok etkileyici öncelikle bunu belirtmeliyim.
Ve gecesi gerçekten çok güzel...Birbirinden farklı yemek seçeneği ile de başbaşasınız ister pizza, ister deniz mahsuller, ister makarna...Hepsi birbirinden leziz. Burası tıpkı ufak bir İtalyan şehri gibi...
Biz tercihimizi pizzadan yana kullandık ve tabbi ki güzel Hırvat biralarından yana da ...Pizza'da tercihimiz ise Oliva Pizzeria oldu. Küçük sevimli ve sıcak bir yer kesin tavsiye ederim...
İç rahatlığıyla içebilirsiniz hepsi birbirinden güzelllll....
Bir de ikinci günde inanmayacaksınız ama Türkler her yerde dedirten çok güzel bir Türk restoranı olan Sebastian'da yedik...Burada tercihimiz de muhteşem deniz mahsulleri oldu...Yalnız burada servisin çok hızlı olmasını hiçbir yerde beklemeyin oldukça rahatlar bu konuda kişisel algılamayın yani. :)
Tavsiyem mutlaka burada midye yemeniz, ahtapot salatası, kalamar ve balık...Bunları yapmadan dönmeyin :)
Mideyi bırak da şehri anlat derseniz old city'ye efenim Pile ve Ploçe kapılarından girebiliyorsunuz ve baştan başa ara sokaklarda kaybolarak yürümeye başlıyorsunuz. Korkmayın her sokak dönüp dolaşıp orta alana sizi getiriyor nasıl olsa doyasıya gezin.
Neyse Pile kapısından girer girmez hemen karşınıza Aziz Blaise eline şehrin maketini tutuyor. Bu muhteşem manzarayı doyasıya biraz izleyin derim. Rehberimizin anlattığına göre Venedikliler Dubrovnik'in korkulu rüyası. Ve Aziz bir gece önceden onların buraya saldıracağını rüyasında gördüğünü söyler. Bu uyarı sayesinden gerçekten Venedikliler saldırır ama önlem alındığı için başarılı olamazlar. Yani şehrin baş koruyucusu olmuş ve tam meydanda bu yüzden heykeliyle karşılaşırsınız.
Aynı zamanda gezerken Onofrio Çeşmesi, Fransisken Manastırı,Loggia Meydanı, Saat Kulesi, Rektörler Sarayı, Dubrovnik Katedrali ve Dubrovnik Limanı görülmeye değer yerler arasında...Ayrıca hatırlatırım Ezel dizisinin bir bölümü Dubrovnik limanı'nda geçiyor...
Savaş öncesi Dubrovnikliler gemicilik ve tersaneleriyle ünlüymüş...Fakat savaş sonrası ağırlıkla halk turizm ile geçiniyor. Burada aslında kendilerine has bir ürün bulmanız zor diyebilirim genelde her şey ithal hediyelik eşyalardan. Ama bademli çikolata, patlayan şekerli çikolata (konzum diye bir marketleri var orada bulabilirsiniz ben bayıldımmmm), kravat larıyla ünlüler....ve tabbi benim klasiğim bol bol magnet...
Ve işte müthiş gezici ekipppppp....
Turumuzun ilk günü Dubrovnik'in gecesiyle başladı...Hırvatistan'ın tatil şehri olan bu güzel yer 93-95 yıllarında Sırpal'ın saldırılarına maruz kalarak tabiri caizse yerle bir olmuş. Savaş sonrasında ise UNESCO tarafından Dünya Mirasları Listesi'ne alınarak yenilenmiş. Yenilenmiş derken yanlış anlaşılmasın aynen eski haline gelecek şekilde baştan başa restore edilmiş....
Old City yani yenilenen bu alana girmeden önce sizi dev surlar karşılıyor sanki her yerden bir atlı çıkacakmış gibi bu görüntü çok etkileyici öncelikle bunu belirtmeliyim.
Ve gecesi gerçekten çok güzel...Birbirinden farklı yemek seçeneği ile de başbaşasınız ister pizza, ister deniz mahsuller, ister makarna...Hepsi birbirinden leziz. Burası tıpkı ufak bir İtalyan şehri gibi...
Biz tercihimizi pizzadan yana kullandık ve tabbi ki güzel Hırvat biralarından yana da ...Pizza'da tercihimiz ise Oliva Pizzeria oldu. Küçük sevimli ve sıcak bir yer kesin tavsiye ederim...
İç rahatlığıyla içebilirsiniz hepsi birbirinden güzelllll....
Bir de ikinci günde inanmayacaksınız ama Türkler her yerde dedirten çok güzel bir Türk restoranı olan Sebastian'da yedik...Burada tercihimiz de muhteşem deniz mahsulleri oldu...Yalnız burada servisin çok hızlı olmasını hiçbir yerde beklemeyin oldukça rahatlar bu konuda kişisel algılamayın yani. :)
Tavsiyem mutlaka burada midye yemeniz, ahtapot salatası, kalamar ve balık...Bunları yapmadan dönmeyin :)
Mideyi bırak da şehri anlat derseniz old city'ye efenim Pile ve Ploçe kapılarından girebiliyorsunuz ve baştan başa ara sokaklarda kaybolarak yürümeye başlıyorsunuz. Korkmayın her sokak dönüp dolaşıp orta alana sizi getiriyor nasıl olsa doyasıya gezin.
Neyse Pile kapısından girer girmez hemen karşınıza Aziz Blaise eline şehrin maketini tutuyor. Bu muhteşem manzarayı doyasıya biraz izleyin derim. Rehberimizin anlattığına göre Venedikliler Dubrovnik'in korkulu rüyası. Ve Aziz bir gece önceden onların buraya saldıracağını rüyasında gördüğünü söyler. Bu uyarı sayesinden gerçekten Venedikliler saldırır ama önlem alındığı için başarılı olamazlar. Yani şehrin baş koruyucusu olmuş ve tam meydanda bu yüzden heykeliyle karşılaşırsınız.
Aynı zamanda gezerken Onofrio Çeşmesi, Fransisken Manastırı,Loggia Meydanı, Saat Kulesi, Rektörler Sarayı, Dubrovnik Katedrali ve Dubrovnik Limanı görülmeye değer yerler arasında...Ayrıca hatırlatırım Ezel dizisinin bir bölümü Dubrovnik limanı'nda geçiyor...
Savaş öncesi Dubrovnikliler gemicilik ve tersaneleriyle ünlüymüş...Fakat savaş sonrası ağırlıkla halk turizm ile geçiniyor. Burada aslında kendilerine has bir ürün bulmanız zor diyebilirim genelde her şey ithal hediyelik eşyalardan. Ama bademli çikolata, patlayan şekerli çikolata (konzum diye bir marketleri var orada bulabilirsiniz ben bayıldımmmm), kravat larıyla ünlüler....ve tabbi benim klasiğim bol bol magnet...
Ve işte müthiş gezici ekipppppp....
KARŞINIZDA UÇAN MELEKLER...
hayat cadısı, hediye, kuş, uçak, uçan melekler, uçuş deneyimi28 Ekim 2010 Perşembe
Ailece Kanatlandık...
Uçmak güzel şeyyy...Gerçekten geçen hafta kuş olasım geldi :)
Kardeşim Erho sayesinde ( fotoda gördüğünüz charlie’s angel pozu veren – bana hiç benzemez tip olarak ondan dedim :) ) Hzl dzl, ben ve erho ile Hezarfen’de müthiş bir deneyim yaşadık. Sevgili kaptanımız Hikmet Bey bizi Hezarfen’den göklere uçurdu.Öncelikle samimiyetle paylaşmak isterim ki Hikmet Bey’e bayıldık.. Uçağa biner binmez “bunu kullanmayı bilen var mı, ben bilmiyorum da!” dediği an bizdeki mor pembe karışık surat ifadeleri görülmeye değerdi.
Asıl bomba ise uçağın pervanesini çalıştırıp kapıları kapattıktan sonra bize “klimayı açayım mı?” sorsuydu. Sazan ekip biz atladık “evettt çok sıcak dedikkkk” ve kaptannnnnn uçağın kapısını kaldırarak doğal yollarla klimayı açtı :)
Öncelikle çok güzel bir deneyim, yere yakın uçmak, İstanbul’u yakından izlemek...Üstelik isterse önde oturan kişi de komuta edip kullanabiliyor...Kardeşlerime sonsuz teşekkürler...
İsterseniz siz de böyle bir deneyimi sevdiklerinize yaşatabilirsiniz hakkaten yaratıcı ve çarpıcı bir hediye...Yalnız çok da ucuz değil haberiniz olsun ona göre seçin hediye edilecek karşı tarafı benden söylemesi.... :)
Aşk nedir ? kısa cümlelerle tarifi .....
17 Ekim 2010 Pazar
her baktığında ve her düşündüğünde kıpır kıpır etme duygusuuuna bence aşk denir...
bayanların en çok sevdiği erkek parfümleri nelerdir ?
12 Ekim 2010 Salı
Gio Armani (özellikle içinde afrodizyak özelliği olduğu için kadınları çok çeker tavsiye ederim) , Bulgari Blu Pour Homme tam bir klasiktir. Burberry Weekend ve London da favorilerim arasında...
Hiç beklemediğiniz bir anda,hiç tanımadığınız sevimli,hoş ve yakışıklı biri (benim gibi)karşınıza çıkıpta günaydın dıyıp size çiçek verırse ne yaparsınız :))
Çok teşekkür eder beni mutlu ettiği ve tebessüm ettirdiği için ona tüm güzelliklerle karşılaşmasını dilerdim...
Memnun Oldum Sevgili KAHVE Ben De HAYATCADISI...
antioksidan, etkinlik, hayat cadısı, kahve, marka cadısı, nescafe, pazarlamacadisi11 Ekim 2010 Pazartesi
Evet aynen öyle...Bu hafta sonu kahve neymiş asıl şimdi öğrendim...Meğer hiiiçç bilmiyormuşummm...
Nescafe’nin oldukça keyifli geçen bir blogger etkinliğindeydim.
Bugün saniyede dünyada 4500 fincan kahve içiliyormuş biliyor muydunuz inanamadım... Türkiye’de ise bu rakam bugün saniyede 65 fincan hiç az değil gerçekten...
Peki annanelerimizin, teyzelerimizin bize öğrettiği mişlere mışlara ne demeli? Kahve selülit yaparmış, hamileysen içmemeliymişsin, kahve zararlıymış, kahve içersen uyuyamazsınmış da mış...
E tabbi bi zahmet bu faydalar düzgün içerseniz ortaya çıkıyor, yani bir fincana bir tatlı kaşığı ve günde 3-4 fincan kadar...Tüm araştırmaları görünce gerçekten hayretler içerisinde kaldım ve kahveyi yeniden keşfettim.Üstelik benim gibi yeşil çaycılara yönelik yeni bir kahveyi de deneyimledim. Nescafe'nin yeni çıkan kahvesi, "GreenBlend" yeşil kahve çekirdekleri de içinde barındırıyor.
Memnun oldum sevgili kahve ben de hayatcadısı...
Harika bir nefes terapisine girdik tüm beynimizi oksijenle yeniledik...
Kısacası keyifle konuştuk, güldük, nefes aldık...
Teşekkürler Nescafe...
Nescafe’nin oldukça keyifli geçen bir blogger etkinliğindeydim.
Bugün saniyede dünyada 4500 fincan kahve içiliyormuş biliyor muydunuz inanamadım... Türkiye’de ise bu rakam bugün saniyede 65 fincan hiç az değil gerçekten...
Peki annanelerimizin, teyzelerimizin bize öğrettiği mişlere mışlara ne demeli? Kahve selülit yaparmış, hamileysen içmemeliymişsin, kahve zararlıymış, kahve içersen uyuyamazsınmış da mış...
Peki ben Nescafe’den ne öğrendim? Öncelikle yukarıdakilerin gerçekten mişli mışlı zamanda kaldığını... Kahvenin kırmızı meyveli bir bitkiden çıktığını...Ve kahvenin bir antioksidan olduğunu...Yani vücudumuzun bağışıklığına destek olduğunu...Yaşlanmaya karşı koruduğunu...Ve inanamayacaksınız ama yeşil çay’dan daha fazla antioksidan içerdiğini...ŞOK ŞOK ŞOK...
Memnun oldum sevgili kahve ben de hayatcadısı...
Başka ne yaptık mesela sevgili pazarlama cadısını bu lama kovaladı. Hihiii hayvancağızla gözgöze gelip bakarsan olacağı bu tabbi yazmadan edemedim... :)
Kısacası keyifle konuştuk, güldük, nefes aldık...
Teşekkürler Nescafe...
kımler burda yoklama zamanı isim ve şehir seklınde
efenim beni soruyorsanız malumunuz hayat cadısı yelda akgün istanbuldan katılıyorum .
Kaydol:
Yorumlar (Atom)










